-

Sığınmacılar II
Sınırı geçtiklerinde karanlıktı, göz gözü görmüyordu. Günlerdir bitkin halde yürüyorlar, tere, toza, toprağa bulanmış bedenleriyle geçtikleri her yerde koku bulutu bırakıyorlardı. Koku ağırdı, hissedilmeyecek gibi değildi. Buna karşın duyarsızlaşmış olmalıydılar. Uzak bir düşe böylesine yakınlaşmışken belki de en iyisi buydu. Yüzü geceyi andıran karanlık bakışlı adama ellerinde avuçlarında ne varsa saymışlardı. Bilmedikleri bir ülkenin ıssız…
-

Sığınmacılar I
Kıyıya yedi cansız beden vurduğunda plajdakiler gelmemişti daha. Az sonra birikecek kuru kalabalık, uykudaydı. Oysa gazetelerin akşam baskısında çoktan haberleri çıkmıştı. Dalgalar önce kuru, cılız bir karaltıyı savurdu. Gözleri kocaman açıktı. Öylece kalakalmıştı. Sonra bir başkasını, birini, birini daha… Kadınlar, çocuklar ve bebekler, sanki deniz kusmuş, kabul edememişti. Henüz bunaltıcı sıcak basmamış, kumlar ısınmamıştı. Sabahın…
-

Korku
İncir, binanın üstüne yıkıldı yıkılacak. Yoldan geçenler yere yapışmış meyvelerine basmamak için kıyı kıyı geçiyor yanından. Torbası az önce marketten aldığı sözüm ona bardacık inciriyle dolu Mahinur, tedirgin bakıyor beli bükülmüşe. Kaç defa söyledi binadakilere. Kökleri temeli sarsacak, keselim şunu gitsin diye. Hiçbiri meyvesini toplamıyor nasılsa. Marketteki hormonlular varken kocamış incire kim aldırır? Aslında kimsenin…
-

İnsan Bilincinin Toplumsal Bellekle Sınavı
Son bir kaç gündür kimsenin tadı tuzu yok. Yüreğimiz günlerdir gencecik bir kızın korkunç ölümüyle sarsılmış, örselenmiş durumda. Bu vahşet, insanlığın saklı belleğine, insan olmayanların kocaman ayıbıyla birlikte çoktan yerleşti bile. Günlerdir hep birlikte hiddetleniyoruz, kâh ana ve babasının yerine geçiyoruz, kâh kızlarımızı düşünüyoruz, kâh oğullarımızı yetiştirirken nerede hata yaptık diyoruz? Caniyi kendi adalet terazimizde…
-

Safdil
Solmuş basma entari, nerde görsem tanırım. Başka kıyafet giymezdi zaten . Evet, evet, bu o. Keyfi yoktu, pek konuşmak istemedi. Elindeki bezle salon penceresini ovaladı durdu. Hadisene kızım dedim, kendine gelir gibi oldu, sonra yine daldı gitti. Haa bir de durmadan telefonu çaldı, o hayırsız kocasıydı besbelli, işteyim dedikçe laf anlamadı. O telefonu kapattı, öteki…
-

İyi Ki Varsın
Bazen hayatınıza birileri girer. Ya da hep vardırlar da şimdiye kadar fark edememişsinizdir. Söyledikleri, davranışları beklentilerinizi karşılamaz. Ne dalkavukturlar, ne de kibarlık budalası. Size oldukları gibi davranırlar. Kendilerini beğendirmek için çaba harcamazlar. Belki duymak istemediklerinizi de söyleyebilir, görmek istemediklerinizi de gösterebilirler. Çevrenizde dediğinizi, yaptığınızı, katılsın veya katılmasın onaylayan onca insana alışmışken birilerinin çıkıp kralın çıplak…
-

Ne Oldu Bize?
Bu sabah evden çıkarken genzim keskin kömür kokusuyla dolduğunda Ahmet Muhip Dranas’ın ünlü dizeleri düştü aklıma. “Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar, / Kapanırdı daha gün batmadan kapılar / Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, / Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!…“ Şehrin yüksek binaları arasında sıkışmış yaşarken o eski mahalleleri anımsadım. Sonra düşündüm…
-

Keşke
Temmuz yangını Sarı sıcaktı Korkuyordunuz belli ki Sırlı yüreklerinden Oysa sorsanız söyleyebilirlerdi Aşkı, sevdayı ve sınırsız bilgeliği Sorsanız söyleyebilirlerdi Yananın sonsuza değin Yakan olduğunu Ve ölümün Ve ölümsüzlüğün Tende değil Tinde olduğunu ESRA KARA 02. 07. 2014
-

Kırlangıç Mevsimi
Yalnız Adam Ve Kırlangıç öyküsüne ithafen… Kırlangıç mevsimi erken bitti bu yıl Havalar daha da soğumadan Yoluna gitti kırlangıç İçinde büyütülmüş bir umut, Tıklattı pencereyi Ne bakan var, ne açan İlkin kendini aştı, Sonra dağları, denizleri kırlangıç İçerideki de neden sonra Ah işte! Nasılsa? (Radikal Blog’da – http://blog.radikal.com.tr/siir-deneme-oyku/kirlangic-mevsimi-61836) ESRA KARA 30.05.2014
-

Kitaplarla Değişmek
Günümüzde her şey çok hızlı değişiyor, neyse ki değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu bilenlerdenim. Bazı değerler, değiştikçe anlamını yitirmekle birlikte yıllar geçtikçe eskimeyenler de var doğrusu… Örneğin Fransız düşünür Montaigne’in 16. yüzyılda yazdığı Denemeler’i, 21. yüzyılda da karanlıkları aydınlatmaya ve okurlarını sarmaya devam ediyor. İlkokula gittiğim zamanlardı, bir gün babam elinde Milliyet Çocuk Dergisi’yle geldi.…
-

Sepet Havası
Vakit öğleye doğruydu. Sıkıntılı bir hali vardı adamın. Güneş tepeye ulaştığında kısık gözleri uzağa daldı. Zihni de bulanıklaşan görüntüler gibiydi. Günleri karıştırmıştı. Oysa âdeti değildi. Günü bilmeden böyle palas pandıras. Dünden önce pazardı. Bir bir saydı “Salı,” dedi. İyice telaşlandı. “Biliyordum zaten, salı sallanır.” Tadı hepten kaçtı. Salıları balığa çıkmazdı. Diğer günlerde de balık vurursa;…
-

İkinci El
“İnsan nasıl başlarsa öyle bitirir, boşuna hayallenme.” dedi annem. “Yok, niye öyle olsun ki? Dur bak büyüyeyim, hele bir de okuyayım, her şeyim yeni olacak. Kimsenin pabucuyla değil, kendi ayak sesimle yürüyeceğim.” Evimizde eşyalar, hep onun bunun verdikleriydi. Biraz o, biraz sen, biraz siz, biraz da onlardık. Hiç ben ya da biz olamıyorduk. Akşamları, çamaşır…