Öykü

“Bir öykümüz olsa, duyan öyküsü sansa…
Öykümüz böylece dallanıp budaklansa…
Bir sevi’den, bir övü’den,o bizim öykümüzden
Giderek buluşan eller evreni sarsa..
Öykümüz de büyür büyüklüğümüzden;
Herkes sevi’sinde evreni kucaklarsa.”
ÖZDEMİR ASAF

“Hayat bir öyküye benzer, önemli olan yanı eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır.” SENECA

  • LAO TZU’DAN ÖYKÜ

    LAO TZU’DAN ÖYKÜ

    Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at…

  • Kurşun Adres Sormazmış

    Kurşun Adres Sormazmış

    Zeytin zamanıymış. Ayazdan buz tutmuş yolların koyu karanlığında üç el silah sesi duyulmuş. Üç martı, ansızın havalanmış. Kasabanın yamaçlarına doğru çıkan eğri yolu, yanık bir koku sarmış. Kadir, Çınaraltı’ndan geçtiği sırada akşam ezanı vaktiymiş. Kadınlar, kızlar, kahvenin müdavimlerini uğurlayıp tahta sandalyelere kurulmaktaymış. Kahveden dışarıya cümbüş sesleri yayılıyormuş. Birden gözü dönmüş. Sesler, karabasan gibi çöküvermiş, kovmak…

  • Güngörmüş

    Güngörmüş

    Yıllara meydan okuyan bir hali vardı dut ağacının. Daha apartmanlar dikilmeden tek katlıların  saltanatının son demlerini görmüşlüğü de vardı, can erik ağacının devrilişini de. Neyse ki çok katlıları dikenler onu bırakmıştı. Yeri tam iki bahçenin sınırındaydı. Yoksa komşusuna kıyanlar, onu bırakır mı? Daha o zamanlar gençti.  En büyük hayali, tek katlının boyunu geçip onu tüm…

  • Büyük Usta | H. Esra Kara | İnönü Üniversitesi Öğretmenin Hikayesi Öykü Yarışması, 3.lük Ödülü, 2012

    Büyük Usta | H. Esra Kara | İnönü Üniversitesi Öğretmenin Hikayesi Öykü Yarışması, 3.lük Ödülü, 2012

    Huzurevinin çamlığa bakan odasında, eski defterleri karıştırıp geçmişi yaşarken çalan telefonu, titreyen eliyle açtı. Yaşlı naif bedeniyle pek uyumlu olmayan gür sesiyle karşısındakinde anlık çekinti uyandırdı. Telefondaki ses, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aradığını, bu yıl Başkent’ te yapılacak olan öğretmenler günü kutlamalarında, “Bizleri Yetiştiren Öpülesi Eller Onur Ödülü’ne” layık görüldüğünü, kabul etmesi halinde… Heyecandan ne diyeceğini…

  • Sığınmacılar II

    Sığınmacılar II

    Sınırı geçtiklerinde karanlıktı, göz gözü görmüyordu. Günlerdir bitkin halde yürüyorlar, tere, toza, toprağa bulanmış bedenleriyle geçtikleri her yerde koku bulutu bırakıyorlardı. Koku ağırdı, hissedilmeyecek gibi değildi. Buna karşın duyarsızlaşmış olmalıydılar. Uzak bir düşe böylesine yakınlaşmışken belki de en iyisi buydu. Yüzü geceyi andıran karanlık bakışlı adama ellerinde avuçlarında ne varsa saymışlardı. Bilmedikleri bir ülkenin ıssız…

  • Sığınmacılar I

    Sığınmacılar I

    Kıyıya yedi cansız beden vurduğunda plajdakiler gelmemişti daha. Az sonra birikecek kuru kalabalık, uykudaydı. Oysa gazetelerin akşam baskısında çoktan haberleri çıkmıştı. Dalgalar önce kuru, cılız bir karaltıyı savurdu. Gözleri kocaman açıktı. Öylece kalakalmıştı. Sonra bir başkasını, birini, birini daha… Kadınlar, çocuklar ve bebekler, sanki deniz kusmuş, kabul edememişti. Henüz bunaltıcı sıcak basmamış, kumlar ısınmamıştı. Sabahın…

  • Korku

    Korku

    İncir, binanın üstüne yıkıldı yıkılacak. Yoldan geçenler yere yapışmış meyvelerine basmamak için kıyı kıyı geçiyor yanından. Torbası az önce marketten aldığı sözüm ona bardacık inciriyle dolu Mahinur, tedirgin bakıyor beli bükülmüşe. Kaç defa söyledi binadakilere. Kökleri temeli sarsacak, keselim şunu gitsin diye. Hiçbiri meyvesini toplamıyor nasılsa. Marketteki hormonlular varken kocamış incire kim aldırır? Aslında kimsenin…

  • Safdil

    Safdil

    Solmuş basma entari, nerde görsem tanırım. Başka kıyafet giymezdi zaten . Evet, evet, bu o. Keyfi yoktu, pek konuşmak istemedi. Elindeki bezle salon penceresini ovaladı durdu. Hadisene kızım dedim, kendine gelir gibi oldu, sonra yine daldı gitti. Haa bir de durmadan telefonu çaldı, o hayırsız kocasıydı besbelli, işteyim dedikçe laf anlamadı. O telefonu kapattı, öteki…

  • Sepet Havası

    Sepet Havası

    Vakit öğleye doğruydu. Sıkıntılı bir hali vardı adamın. Güneş tepeye ulaştığında kısık gözleri uzağa daldı. Zihni de bulanıklaşan görüntüler gibiydi. Günleri karıştırmıştı. Oysa âdeti değildi. Günü bilmeden böyle palas pandıras. Dünden önce pazardı. Bir bir saydı “Salı,” dedi. İyice telaşlandı. “Biliyordum zaten, salı sallanır.” Tadı hepten kaçtı. Salıları balığa çıkmazdı. Diğer günlerde de balık vurursa;…

  • İkinci El

    İkinci El

    “İnsan nasıl başlarsa öyle bitirir, boşuna hayallenme.” dedi annem. “Yok, niye öyle olsun ki? Dur bak büyüyeyim, hele bir de okuyayım, her şeyim yeni olacak. Kimsenin pabucuyla değil, kendi ayak sesimle yürüyeceğim.” Evimizde eşyalar, hep onun bunun verdikleriydi. Biraz o, biraz sen, biraz siz, biraz da onlardık. Hiç ben ya da biz olamıyorduk. Akşamları, çamaşır…