Gönül Dostuna

Hani  bazı zamanlar vardır, konuşurken kelimelerin boğazınızda düğümlendiği, sesinizin çıkmadığı. Çok şey söylemek istersiniz de bir türlü beceremezsiniz hani. Böyle zamanlarda yazarken de durum farklı değildir. Sözcükler, anılar karmakarışıktır zihninizde. Ne çok şey yazmak istersiniz. Hiç biri  yaşadıklarınızı bire bir yansıtmaz.

Bugün ben de yaşamıma adeta “geçiyordum şöyle bir uğradım,” diyebilecek kadar bir süre dahil olan güzel insan Avni Ballıbaba’nın ardından bu duygularla  yazma gayreti içerisindeyim. Kendisinin “özel sunuları” kadar başarılı olabilecek miyim bilmiyorum.

Bu seferki yazım da  yazdığım her şiirimi, öykümü, denememi bıkmadan usanmadan değerlendiren, yorumlayan, yargılamadan olduğu gibi fikrini belirten, yazma konusunda yüreklendiren, Ayvalık’taki evlerinde beni ve kızımı; sevgili eşi Ender Hanım’la birlikte  tüm konukseverlikleriyle  ağırlayan, hiç esirgemeden kütüphanelerinden bizlere kitaplar (kendi yazdığı kitaplar da dahil) armağan eden, okuyan, yazan, düşünen, paylaşan,  yüce gönüllü Avni Baba’yı sevgiyle uğurlama yazısı olsun. Yüreğim bu şekilde bir nebze de olsa rahatlayabilir belki.

Birkaç yıl önceydi.  Sosyal medyada bir şiir sayfamız vardı o zamanlar.  Bir gün sayfamızda, William Shakespeare’e ait insanın dünya sahnesine gelip gidişini anlatan bir tragedyasını paylaşmıştım. Bu güzel insan, tüm mütevazılığı ve şakacılığıyla “… sanırım ben son çağımdayım hocam …” diye  yazmıştı.

Kendisiyle dahi şakalaşabilen, ölümü ciddiye almayan, onu çoktan aşmış, hümanist, dürüst, saygılı, seven ve sevilen insan olabilme çabası içinde yaşamayı bilen ve huzur dolu bir dünyada yaşama isteğinde olan bu nazik dostun ulaştığı sonsuzlukta  huzur içinde olmasını canı gönülden diliyorum.  Yaşadığı süre içerisinde bu dünyaya kattıkları için kendisine “Şükranlarımı sunuyor,” ve kendi deyimiyle “Nur olunuz,” diyerek  onu sonsuzluğa uğurluyorum.

Değerli insan Avni Ballıbaba’nın imzalayarak armağan ettiği yapıtları, her zaman kitaplığımda yer alacak ve her okuyuşla  zihnimde, yüreğimde güzel izler bırakacak. Biliyorum ki bu izler beni her seferinde daha çok okumaya, düşünmeye, yazmaya ve iyi insan olmaya yöneltecek.

Ve Sevgili Avni Ballıbaba’nın anısına son söz William Shakespeare’ den…

 NOT: Bu yazımı okusaydı sanırım şöyle derdi: ”Canım Hocam, teşekkür ve saygımla…. Var olunuz… Nur Olunuz.. ” Avni Baba

İNSANIN YEDİ ÇAĞI – WILLIAM SHAKESPEARE

Bütün dünya bir sahnedir…
Ve bütün erkekler ve kadınlar
sadece birer oyuncu…
Girerler ve çıkarlar.
Bir kişi bir çok rolü birden oynar,
Bu oyun insanın yedi çağıdır…
İlk rol bebeklik çağıdır,
Dadısının kollarında agucuk yaparken…
Sonra mızıkçı bir okul çocuğu…
Çantası elinde, yüzünde sabahın parlaklığı
Ayağını sürerek okula gider…
Daha sonra aşık delikanlı gelir,
İç çekişleri ve sevgilinin kaşlarına yazılmış şiirleriyle…
Sonra asker olur, garip yeminler eder.
Leopara benzeyen sakalıyla onurlu ve kıskanç,
Savaşta atak ve korkusuz,
Topun ağzında bile şöhretin hayallerini kurar…
Sonra hakimliğe başlar,
Şişman göbeği lezzetli etlerle dolu,
Gözleri ciddi, sakalı ciddi kesimli…
Bilge atasözleri ve modern örneklerle konuşur
Ve böylece rolünü oynar…
Altıncı çağında ise palyaço giysileriyle,
Gözünde gözlüğü, yanında çantası,
Gençliğinden kalma pantolonu zayıflamış vücuduna bol gelir.
Ve kalın erkek sesi, çocukluğundaki gibi incelir.
Son çağda bu olaylı tarih sona erer.
İkinci çocukla her şey biter.
Dişsiz, gözsüz, tatsız, hiç bir şeysiz..

 

 


kategorisi içinde

tarihinde paylaşıldı

Yazar:

Etiketler:

Siz Ne Düşünüyorsunuz?