Küçük Prens’ten Mesajınız Var: Küçük Prens’in Merceğinden Meslek Seçimi

1979 yılında henüz on yaşında bir çocuktum. UNESCO, o yılı çocuk yılı ilan etmişti. Benim yaşımda olanlar anımsayacaktır. O yıl, TRT ilk kez 23 Nisan’da Dünya çocuklarını ülkemize davet ederek TRT Uluslararası Çocuk Şenliği’ni başlatmıştı. Benim yaşadığım yerde de o yıl coşkulu kutlamalar olmuş ve bizler de bu kutlamalara katılmıştık. Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bayramımızı Dünya çocukları ile paylaşmak da bizlere ayrı bir mutluluk vermişti. Yanı sıra her yıl geleneksel hale gelen ve bir günlüğüne de olsa çocukların başbakan, meclis başkanı gibi görevlere getirilişini ve o makamdan yaptıkları konuşmaları izlerken kendimizi geleceğin büyükleri olarak düşlemeyenimiz yoktu. Aradan  yıllar geçti.  Öğretmen oldum. Kimi zaman öğrencilerim ile  beraber öğrendim kimi zaman da onlara kılavuzluk ettim.  Bu süreçte bana yol gösteren kitaplardan  da sıklıkla söz ettim onlara. Bu kitaplar arasında Küçük Prens,  her zaman önemli bir yere sahipti benim için.

Antoine de Saint-Exupery’ nin Küçük Prens‘i ile  karşılaşmayanımız  yoktur.   Hikâyenin hangi yaş grubundaki okur kitlesine hitaben yazıldığına okurunun karar vereceği kitabı ilk okuduğunuzda bile sizi size anlatan cümleler ile karşılaşmanız olasıdır. Küçük Prens okudukça bitmeyen eşsiz kitaplardandır. Her okumadan sonra defalarca geri çağırır insanı. Ve her seferinde biraz daha derine inersiniz. Her yeni okumayla yeni dünyalar keşfedersiniz.  Yıllar içinde Küçük Prens‘i farklı bakış açılarıyla defalarca okumanın mümkün olduğunu keşfettiğimde, kitabın meslek seçme aşamasındaki gençlere kılavuzluk edebileceğini düşünmeye başladım.

Tam bu noktada on iki yıllık eğitim sürecini tamamlayarak  yeni bir geleceğe adım atmak üzere olan gençleri,  Küçük Prens’in merceğinden bakarak seçim yapmaya davet ediyorum. Hadi! Alın şu eşsiz merceği elinize. Bakın! İşte pilotumuz henüz küçük bir çocuk daha. İşte öykünüz tam da burada başlıyor. İyice yaklaşın ve daha önce hiç göremediğiniz bir yerinden seyreyleyin bakalım hayatınızı. Arada mola verip keninize sorular sormayı da ihmal etmeyin.

Hazır mısınız? Başlıyor…

Hikâyenin başlangıcında pilotumuz, henüz altı yaşındadır. Resim yapmayı çok sever. Ancak görünen odur ki başı resimlerini anlayamayan büyükler ile derttedir.

Sizin meslek seçme öykünüz, kaç yaşında, ne zaman ve nerede başladı? Başlamadan bitmiş olabilir mi? Her şey her an yeniden başlayabilir oysa…

resim yapmayı  bir kenara bırakarak  tarih, coğrafya, aritmetik ve dilbilgisiyle ilgilenmesinin daha doğru olacağı öğütlenir.

Size, de  yaşamınızın herhangi bir döneminde  yeteneğiniz ya da yeteneklerinizi bir yana bırakarak yalnızca ders çalışmanız gerektiği öğütlenmiş olabilir mi?

Ve pilotumuz, Küçük Prens ile karşılaşır. Küçük Prens ondan bir koyun çizmesini ister.  Küçük Prens, kahramanımızın koyun çizimini bir türlü beğenmez. Kahramanımız da bu başarısızlığı, büyüklerin daha altı yaşındayken onun resim sanatına karşı hevesini kırmalarına bağlar.

Peki, sizin yetenekleriniz nelerdi ve hangi nedenle vazgeçtiniz onlardan? Hevesinizi kıran neydi?

Küçük Prens, koyun çizimlerini bir türlü beğenmez.  Sonunda pilotumuz, bir kutu çizer ve “İstediğin koyun, kutunun içinde,” der ona. Küçük Prens, “İşte bu, tam da istediğim gibi oldu,” der.

Bundan böyle hayallerinizi zihninizde hapsetmek yerine, Küçük Prens gibi hayal gücünüzü genişleterek  özgür seçimler yapmayı düşünür müsünüz? Pilot kahramanımızın çizdiği kutunun içine bakanlar, kendi koyununu görebilecekse o kutunun içine bakmayı  düşünür müsünüz siz de?  Hayallerinizin günışığına çıkma zamanı gelmiş olabilir mi? Haydi öyleyse ne duruyorsunuz?

Ve kahramanımız pilotumuz şöyle der: “Daha altı yaşımda, bana parlak bir gelecek sunan resim sanatından vazgeçtim. Resimlerimin uğradığı başarısızlık, hevesimi kırmıştı. Büyükler, hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar. Başka bir iş tutmalıydım. Ben de pilotluğa merak sardım…”

Hevesiniz kırıldığı için hayallerinizden vazgeçmiş olabilir misiniz? Bundan böyle sizi heveslendiren şeylere odaklanmayı seçebilir misiniz? Hayallerinizi, saçma bulanlara değil de destekleyenlere anlatmamaya ne dersiniz? Başkalarının gözünde ‘gerçek uğraş’ sayılabilecek her ne varsa hepsinden kurtulup kendi gerçek uğraşlarınıza sahip çıkabilecek kararlılıkta mısınız?

Küçük Prens, yolculuklarından birinde bir kralın gezegenine gider. Kral ona sorar: “Bir generalden kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını ya da bir trajedi yazmasını ya da martı olmasını isteseydim ve o da yapamasaydı, suç kimde olurdu?” Küçük Prens “Majestelerinde olurdu,” deyince, “Tamam o zaman, demek ki herkesten verebileceği kadarını istemeliyiz,” der kral da ona.

Sizin elinizden gelen nedir? Elinizden gelenin en iyisini yaptığınıza inanıyor musunuz? Sizce insanların sizden beklentisi, yapabileceğinizden fazlası mı? Onlara elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı ve olduğunuz haliniz ile değerli olduğunuzu anlatmayı denediniz mi?

Dördüncü gezegenin sahibi işkolik bir işadamıdır. Aralıksız gökyüzündeki yıldızları sayar. Küçük Prens sorar: “Saydığın yıldızları ne yapıyorsun?” İşadamı, onları düzene sokup sayarak sahip olduğunu belirtir. Bunun üzerine Küçük Prens bu işin önemli olmadığını, kendisinin bir gülü olduğunu ve her hafta süpürdüğü üç yanardağı olduğundan söz eder. “Ve bu yaptıklarımla hem yanardağlarıma, hem de gülüme yararlı oluyorum,” der.

Mesleğinize karar verirken “Benim için önemli olan ne?” “Yapmak istediğim mesleğin kime, ne faydası olacak?” diye sordunuz mu hiç kendinize?

İlerleyen bölümlerde Küçük Prens, gittiği gezegenlerden birinin sahibine sorar. “Bu koca kitap ne? Burada ne yapıyorsunuz?” “Coğrafyacıyım ben.”“Coğrafyacı ne demek?” “Coğrafyacı, denizlerin, ırmakların, kentlerin, dağların ve çöllerin yerlerini bilen bilgine denir.” “Ne ilginç! Sonunda gerçek bir meslek adamına rastlayabildik.”

Ailenize ilk kez ne olmak istediğinizi söylediğiniz zamanı hatırlayın şimdi. . Aranızda geçen konuşmaların Küçük Prens ile coğrafyacı arasında geçenlere benzeyip benzemediğini düşünün. “Ya seçtiğim meslek ‘gerçek bir meslek’ değilse ya bir işe yaramazsa,” diye düşünmüş olabilir misiniz? Sizce ‘gerçek meslek’ ne demek? Peki ya ‘gerçek olmayan meslek’ var mıdır ?

Ve Dünya Gezegeni’ne gelir Küçük Prens. Önce çölde yılanla karşılaşır ve konuşurlar. Küçük Prens sorar: ”Acaba, bir gün hepimiz kendi yıldızımızı yeniden bulalım diye mi yıldızlar böyle parlıyor?”

Hiç düşündünüz mü; durmadan yanıp sönen ve size göz kırpan yeteneklerinizi? Daha ne kadar zaman onları duymazdan, görmezden ve anlamazdan geleceksiniz? Sizce sizin yıldızınızı parlatacak meslekler hangileridir? En parlak olanından başlamak üzere sıralayabilir misiniz?

Dünya Gezegeni’nde, tilkiyle ve güllerle karşılaşır Küçük Prens. Gülleri görür görmez kendi gülüne benzetir. Ama hala kendi gülü, diğerlerinden daha değerlidir onun için. Küçük Prens, bu arada tilkiyi de evcilleştirmiş ve dost olmuşlardır. Tilki bir sır verir O’na. Der ki; “ Vereceğim sır çok basit. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. Gülünü senin için değerli kılan uğrunda harcadığın zamandır. İnsanlar, bir gerçeği unuttular. Evcilleştirdiğin her şeyden sorumlusun. Gülünden sen sorumlusun.”

Başkalarına sıradan gelse de sizin için özel ve önemli sayabileceğiniz neler var? Onlara yeteri kadar vakit ayırmayı göze alabilir misiniz?  Şeylere yüreğinizle bakmayı denediniz mi hiç? Kendi gerçeğinizin mayasını tutturabileceğiniz mesleği bulabilseniz ne güzel  olurdu değil mi? Bugüne değin yaşamınızda hangi değerleri evcilleştirdiniz ya da hangi değerleri evcilleştirmek istersiniz? Mesleğiniz ile evcilleştirdikleriniz uyumlu mu? Unutmayın! Evcilleştirdiğiniz her şeyden sorumlusunuz.

Sonra Dünya’daki yolculuğu sırasında makasçıyla karşılaşır Küçük Prens. Birden bire göz kamaştıran ışıklarıyla bir tren yanlarından geçer. Diğer bir ışıklı trense ters yönde geçer. “Ne çabuk döndüler,” der Küçük Prens. “Bunlar onlar değil,” der makasçı. “Bulundukları yerden memnun kalmamışlar herhalde,” der Küçük Prens. “Kimse yerinden memnun değildir,” diye yanıtlar makasçı. Bir üçüncü tren daha geçer yanlarından. Pek çok kişinin tren yolculuğu sırasında uyuduklarını, yalnız çocukların uyanık olup dışarıyı izlediğini söyleyen makasçıya “Zaten yalnız çocuklar ne aradıklarını bilirler,” der Küçük Prens. “Ne mutlu onlara,” diye yanıtlar makasçı.

“Tam bana göre,” dediğiniz bir meslek var mı? Aradığınızın ne olduğunu biliyor musunuz? Önce aradığınızı bulduğunuzu zannedip sonra o olmadığını anladığınızda; geri dönüp tekrar yola koyulacak cesaretiniz var mı? Gerektiğinde makas değiştirebilecek misiniz yani? Bugüne kadar yaptığınız seçimlerden memnun musunuz? Değilseniz ne yapmalısınız? Siz de makasçının gözlemlediği pek çok yolcu gibi misiniz? İçinizdeki çocuğu uyandırıp seçimlerinize yeniden cesaretle bakabilmeyi ve onları objektif olarak görebilmeyi ve dilediğiniz hayatı özgürce deneyimleme fırsatını tekrar yakalayabilmeyi ister misiniz?

Eğer sabırla yazdığım satırları okuduysanız tam da şu anda, buradasınız demektir. Belli ki siz de zamanla değişmek, gelişmek, yol almak isteyenlerdensiniz.

Dikkat dikkat!

Bu bir seçim anıdır ve seçim yapabilme olanağı her anın içinde saklıdır. Bu anı yakaladığınızda, içinde sayısız  olasılık barındıran her seçimin doğru seçim olduğunu görürsünüz. Yeteneklerinize ve kendinize güvenir,  güvenmek ile kalmayıp kendinizi geliştirmenize olanak tanıyan seçimler yaparsınız. Her mesleğin eninde sonunda sizi varmak istediğiniz yere götürdüğünü  görürsünüz. Hangi yaşta olursanız olun  her dem içinizdeki çocuğun sesini duyarsınız. O çocuk, şarkı söyletir hayallerinizi resmeder, hikâyenizi yazdırır ne yapar eder sizi hep yolda tutar. Ve daima fısıldar kulağınıza: “Kendin için doğru olanı bulduğunda ilerle. Yine de arada sırada durmayı ihmal etme. Soluklanırken hangi sapaktan girmen gerektiğini sor kendine. Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki?”


, , ,

kategorisi içinde

tarihinde paylaşıldı

Yazar:

Etiketler:

“Küçük Prens’ten Mesajınız Var: Küçük Prens’in Merceğinden Meslek Seçimi” için bir cevap

  1. Avni Ballıbaba Avatar
    Avni Ballıbaba

    Selam
    Can Esra Hocam,
    “KÜÇÜK PRENSTEN MESAJINIZ VAR” yazınız muhteşem.
    Her biri ayrı bir değer olan yazdığınız konularda önemli kavramların anlamlarına, uygulanmasına…
    Ve
    Sorunların çözümlerine düşünülmeyen yönleriyle açıklık getiren yapıtlarınıza…
    Şükranlarımı sunar, ellerinizden öperim.

    Saygım ve sevgimle efendim
    Avni Baba

    Liked by 1 kişi

Siz Ne Düşünüyorsunuz?