Kıyıya yedi cansız beden vurduğunda plajdakiler gelmemişti daha. Az sonra birikecek kuru kalabalık, uykudaydı. Oysa gazetelerin akşam baskısında çoktan haberleri çıkmıştı.
Dalgalar önce kuru, cılız bir karaltıyı savurdu. Gözleri kocaman açıktı. Öylece kalakalmıştı. Sonra bir başkasını, birini, birini daha… Kadınlar, çocuklar ve bebekler, sanki deniz kusmuş, kabul edememişti.
Henüz bunaltıcı sıcak basmamış, kumlar ısınmamıştı. Sabahın olanca tazeliği içinde uyku mahmuru tatilciler, sahili gören salona yavaş yavaş doluşuyordu. Çocuklar neşeyle koşuşturuyordu. Kaşık çatal sesleri, ana küçük kesikler atıyordu. Anne babalar, keyifli kahvaltı sonrası,kahvelerini yudumlarken okudukları gazetede haberi gördüler . Ne de olsa insandılar, duyguları vardı, hayıflandılar. Anneler çocuklarına daha sıkı sarıldı. Başlarına güneş geçmesin diye şapka giydirip, zararlı ışınlara karşı yüksek korumalı kremler ile onları baştan aşağı sıvadı.
Babalardan biri, az ötede biriken kalabalığı işaret ederek o yöne doğru ilerledi. Diğeri elini siper edip baktı. Görüntüler bulanık ve pusluydu. Yemek salonunda seslerler kulaktan kulağa yayıldı, fısıltılar gürültüye dönüştü. Gürültü iyiyi, gerekliydi. İstenmeyen sesleri bastırırdı, biliyorlardı. Bazıları ellerinde gazeteler olduğu halde kalabalığa doğru seğirtti.
Sahile en son, bebeğini sımsıkı saran kadının kaskatı bedeni vurdu. Anneler, babalarıyla giden çocuklarına yetişti. Gördükleri manzarayı belleklerinden silebilme yeteneğine sahip olsalar onlar için bunu da karşılıksız yaparlardı elbet. Çocuklarını sakındılar, göğüslerine bastırdılar. Anladılar ki deniz, cömertti, aldığını geri verirdi.
ESRA KARA

Siz Ne Düşünüyorsunuz?