Sepet Havası

Vakit öğleye doğruydu. Sıkıntılı bir hali vardı adamın. Güneş tepeye ulaştığında kısık gözleri uzağa daldı. Zihni de bulanıklaşan görüntüler gibiydi. Günleri karıştırmıştı. Oysa âdeti değildi. Günü bilmeden böyle palas pandıras. Dünden önce pazardı. Bir bir saydı “Salı,” dedi. İyice telaşlandı. “Biliyordum zaten, salı sallanır.” Tadı hepten kaçtı. Salıları balığa çıkmazdı. Diğer günlerde de balık vurursa; eh işte, o zaman keyfi tutardı. Yoksa yanına yaklaşılmazdı. Herkes bilirdi bunu. En çok da karısı. “Hata bende, senin neyine dinlenmek, hele günleri karıştırmak,” diye söylendi. Her şeyi uyanır uyanmaz gördüğü kara kediye bağladı. “Mendebur hayvan, sabah sabah bütün bereketimi kaçırdı. Bugünden hayır yok artık.” İlişen oltaları topladı. Demir alırken az daha çıpayı taktırıyordu. Allahtan tek hamlede kurtardı. Bunların hepsi birer işaretti onun için. Daha fazla üstelemedi. Dümeni, limana doğru kırdı.

Dalgakıranı geçtiğinde havadaki elektriklenmeyi sezinledi. Yalpalayarak karaya ayak bastı. Yer altından kayıyordu sanki. Etrafında tuhaf bir çekim vardı. O kadar ki; uysal olanların saçları kafa derisine inek yalamış gibi yapışırken onun gibi inatçıların da dik dik kalktı. Sadece saçlar mı? Etekler, gömlekler, pantolonlar. Ne varsa yapıştı. Yanından geçen kedilerin tüyleri bile diken diken oldu. Eve doğru, bedenindeki gerilim giderek arttı. Köşeyi döndü. Pencerede karısını görünce adımları hızlanıp öfkesine ritim tuttu. Karısı, onun pek de hayra alamet olmayan bu yürüyüşünü iyi bilirdi. Telaşla perdeyi çekti, çocuklarını uyardı. “Dikkat edin, tam kavga havası. “Sabah vakti, o gittikten sonra güç belâ tutturduğu keyfi kaçıverdi kadıncağızın. Tam da işini bitirmiş, kapı taşına oturup konu komşuyla lâflayacaktı. Ne var ki kadının hayallerini suya düşürmekte ustaydı adam.

Bahçe kapısında belirir belirmez çocuklar da, çil yavrusu gibi dağıldı. Öfkesi, herkesi kıskıvrak yakalıyordu. Derken kız, elindeki aynayı düşürüp kırdı. Büyük oğlan, babasının uğursuz sayıp yasakladığı incire tırmandı. Küçük, elindeki sepete çarptı. Birkaç izmarit, taşlar üzerinde son nefesini verdi. “Dikkat etsene be!” Bağırtısı yedi mahalle öteden duyuldu. Kadın, daha bu sabah, komşuya  fal baktırmıştı. Yüreğinin kabarması boşuna değildi. Dokunsalar ağlayacaktı şimdi. Aniden kötüleşen hava, ortalığı geceye çevirdi. Şimşek çaktı, gök gürledi. Az önce gözlerini kaçırarak adama “Hoşgeldin,” diyen kadın, sağanak başladığında bir yandan bahçeye saçılmış izmaritleri topluyor, bir yandan da burnunu çekerek “Bir yerlere yıldırım düşmüş olmalı,” diyordu.

(Ayrıca yazıma Radikal Blog’da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://blog.radikal.com.tr/siir-deneme-oyku/sepet-havasi-50446)

ESRA KARA 19. 02. 2014


kategorisi içinde

tarihinde paylaşıldı

Yazar:

Etiketler:

Siz Ne Düşünüyorsunuz?